İçeriğe geç

Karıncalar kaç saat uy ?

Karıncalar Kaç Saat Uyur?

Kayseri’de Bir Yaz Akşamı ve Küçük Bir Takıntının Başlangıcı

O gün Kayseri’de hava öyle ağırdı ki, sanki gökyüzü biraz aşağı inmişti. Nefes alırken bile sıcaklık boğazımda kalıyordu. Gün boyu hiçbir şeye odaklanamamıştım. Ne kitap, ne müzik, ne de kendi düşüncelerim… Hepsi birbirine karışmıştı. İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı.

Akşamüstü kendimi evden dışarı attım. Nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm. Kaldırımların kenarındaki çatlaklardan yükselen otlar, güneşin son ışıklarıyla sarı bir renge bürünmüştü. O an hayatımın ne kadar yavaş ilerlediğini düşündüm. İnsan bazen kendi içinde sıkışıp kalıyor ya, ben de öyleydim.

Bir banka oturdum. Tam o sırada onları fark ettim.

Kaldırımın kenarında, küçücük bir karınca yolu vardı. Siyah, düzenli, neredeyse kusursuz bir disiplin içinde ilerliyorlardı. Bir şey taşıyorlardı; kimisi ekmek kırıntısı, kimisi yaprak parçası… Ama asıl dikkatimi çeken şey ne taşıdıklarıydı ne de hızlarıydı. Onların hiç durmuyor oluşuydu.

Ve o an zihnime tuhaf bir soru düştü:

Karıncalar kaç saat uyur?

Bu soru basit değildi. Çünkü ben uyuyamıyordum.

Uykusuzluğun İçinden Karıncalara Bakmak

Son birkaç aydır gecelerim bana ait değildi. Yatağa uzanıyorum ama uyku gelmiyor. Gözlerim kapalı ama zihnim açık. Sanki biri içimde sürekli konuşuyor, susturamıyorum.

O gece de öyleydi. Karıncaları izlerken kendi uykusuzluğumu düşündüm. Onlar durmadan çalışıyordu. Ben ise durmadan düşünüyordum. Aradaki fark neydi?

Bir karınca, taşıdığı yükten iki kat büyük bir kırıntıyı sürüklüyordu. Bir an durdu, sonra devam etti. Ne nefes nefese kalıyordu ne de vazgeçiyordu. Onu izlerken içimde garip bir hayranlık ve aynı anda bir kırgınlık oluştu.

“Ben neden bu kadar yoruluyorum?” diye düşündüm.

Ve yine aynı soru:

Karıncalar kaç saat uyur?

Bunu bilmek istiyordum. Sanki cevabı bulursam kendi uykusuzluğum da anlam kazanacaktı.

Kayseri’nin Sessiz Sokakları ve İçimdeki Gürültü

Akşam kararmaya başladığında sokak daha da sessizleşti. Kayseri’nin o kendine has dinginliği vardı; dışarıdan sakin ama içeride başka bir hayat gibi. Uzaktan geçen bir aracın sesi, rüzgârın ağaç yapraklarını sürtmesi… Hepsi büyütülmüş bir yalnızlık hissi veriyordu.

Telefonumu çıkardım ama hiçbir şeye bakmak istemedim. Sosyal medya, mesajlar, bildirimler… Hepsi anlamsız geldi. Sanki dünya orada akıyordu ama ben dışında kalmıştım.

Karıncalara tekrar baktım.

Bir tanesi yolun kenarına düşen bir toz parçasını durmadan itmeye çalışıyordu. Defalarca aynı hareketi yaptı. Sonunda başardı ve ilerledi.

İçimde bir şey sızladı.

Hayat da böyle değil miydi?

Aynı şeyi defalarca denemek… Başaramamak… Sonra yine denemek…

Tam o anda zihnim tekrar aynı soruya takıldı:

Karıncalar kaç saat uyur?

Belki de hiç uyumuyorlardı. Belki de uyku onlar için bizim bildiğimiz şey değildi.

Bir Hatıra: Çocukluğum ve İlk Karınca Gözlemim

Birden çocukluğum geldi aklıma. Dedemlerin bahçesinde, toprağın üzerinde karıncaları izlediğim günler… O zamanlar hayat çok daha basitti. Saatlerce aynı noktaya bakar, onların yollarını takip ederdim.

Dedem bana “Onlar çalışkan canlılardır” derdi. Ama ben çalışkanlığın ne olduğunu tam anlamazdım. Sadece onların sürekli hareket etmesine hayret ederdim.

Şimdi ise aynı karıncalara bakarken içimde başka bir şey vardı: kıskançlık ve yorgunluk.

Onlar hiç durmuyordu.

Ben ise sürekli duruyordum ama içimdeki düşünceler hiç durmuyordu.

O gün çocukken sormadığım bir soru bugün içimde büyümüştü:

Karıncalar kaç saat uyur?

Belki de o zaman cevabı bilsem, hayatı farklı algılardım.

Gece Çökünce Düşüncelerin Ağırlaşması

Hava karardıkça karıncaların hareketi azalmadı. Bu beni daha da şaşırttı. Sanki gece, onlar için bir bitiş değil devam gibiydi.

Ben ise geceden korkuyordum.

Geceler, düşüncelerimin büyüdüğü zamandı. Gün içinde bastırdığım her şey gece geri dönüyordu. Bir cümle, bir yüz, bir pişmanlık… Hepsi zihnimde yeniden canlanıyordu.

O bankta otururken içimde bir ağırlık vardı. Sanki görünmeyen bir şey göğsüme oturmuştu.

Karıncaları izlemeye devam ettim.

Bir an durdum ve kendi kendime mırıldandım:

“Keşke ben de bu kadar devam edebilsem.”

Ama sonra kendime kızdım. İnsan kendini karıncayla kıyaslar mıydı?

Yine de yapıyordum.

Ve yine o soru:

Karıncalar kaç saat uyur?

Bir Günlük Sayfasına Düşen Cümleler

Eve döndüğümde ışığı açmadım. Odaya karanlık çöktü. Ama içimdeki düşünceler hâlâ sokaktaydı.

Defterimi açtım. Yazmayı hep sevmişimdir. Çünkü yazınca içim biraz hafiflerdi.

Ama o gece yazdıklarım düzenli değildi. Cümleler dağınıktı, düşünceler kırık kırık…

“Bugün karıncaları izledim,” diye başladım.

Sonra durdum.

Kalem elimde asılı kaldı.

Gerçekten ne yazıyordum ben?

Karıncalar mı önemliydi, yoksa benim içimde taşıdığım ağırlık mı?

Deftere tekrar döndüm:

“Karıncalar hiç durmuyor. Ben duruyorum. Ama dinlenemiyorum.”

Kalemi bıraktım.

Ve yine o soru:

Karıncalar kaç saat uyur?

Belki de bu soru bir bilim sorusu değildi artık. Bir yaşam sorusuydu.

Uykusuz Bir Gecenin Ortasında Gelen Farkındalık

Gece ilerledikçe ev tamamen sessizleşti. Sadece duvarların içinden gelen hafif sesleri duyuyordum. Saatin tik takları, uzaktan geçen bir aracın lastik sesi…

Gözlerimi kapattım.

Karıncaları düşündüm.

Onların düzenini, disiplinini, hiç durmadan devam eden yollarını…

Ve sonra kendimi düşündüm.

Ben neden bu kadar yoruluyordum?

Belki de mesele uyumak ya da uyumamak değildi. Belki de mesele, zihnin hiç durmamasıydı.

Karıncaların dünyasında sessizlik vardı. Bizim dünyamızda ise sürekli bir gürültü.

O an fark ettim:

Asıl soru “Karıncalar kaç saat uyur?” değildi.

Asıl soru, benim neden uyuyamadığımdı.

Sabaha Doğru ve Değişen Bakış

Önerdiğimiz İçerik: Karıncalar dişi mi erkek mi ?

Sabaha karşı gözlerim kapanmaya başladı. İlk kez uzun zamandır uykuya bu kadar yaklaştığımı hissettim.

Karıncaları son kez düşündüm.

Belki uyuyorlardı. Belki de bizim anlamadığımız şekilde dinleniyorlardı. Belki de onların hayatı, bizim hayal edemeyeceğimiz kadar basitti.

Ama artık bu sorunun cevabı o kadar önemli değildi.

Çünkü o bankta otururken başlayan şey, bir cevaptan çok bir farkındalığa dönüşmüştü.

Hayatın hızını değiştiremiyordum.

Ama ona nasıl baktığımı değiştirebilirdim.

Gözlerim kapanırken içimden son kez geçti:

Karıncalar kaç saat uyur?

Bu kez cevabı aramıyordum.

Sadece sorunun içinde biraz daha kalıyordum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni giriş adresi